top of page

Neden Hep Ulaşılamaz İnsanlara Çekiliyorsun? Aktarım Odaklı Bir Bakış

8 Eki
3 dakikada okunur

Sizi el üstünde tutan, duygularını açıkça ifade eden ve hayatında size net bir yer açan biriyle karşılaştığınızda içinizde garip bir isteksizlik mi beliriyor? "Çok iyi biri ama aramızda o kıvılcım yok", "bir şeyler eksik" ya da "fazla boğucu" diyerek o ilişkiden sessizce uzaklaşıyor musunuz?

Fakat ne zaman mesajlarına saatler sonra dönen, duygusal olarak bir adım yaklaşıp üç adım geri kaçan, hayatı sırlar ve belirsizliklerle dolu biri çıksa karşınıza… Kalbiniz yerinden fırlayacak gibi atıyor, zihniniz 24 saat onun tek bir hamlesini analiz etmekle meşgul oluyor ve adına "büyük bir aşk" ya da "inanılmaz bir tutku" dediğiniz o fırtınanın içine balıklama atlıyorsunuz.

Sizi görmeyenin peşinden koşup, sizi gerçekten seveni sıkıcı bulmanız bir tesadüf veya kötü talih değildir. Psikodinamik yaklaşımda buna ilişkisel aktarım (transference) ve yakınlık korkusunun ters yüz edilmiş hali deriz.

"Kıvılcım" Sandığınız Şey Aslında Ne?

Pek çok insan ulaşılamaz birine kapıldığında hissettiği o mide kramplarını, uykusuz geceleri ve takıntılı düşünceleri "tutku" zanneder. Oysa nörobiyolojik ve psikolojik açıdan bu his tutku değil, sinir sisteminizin tehlike karşısında salgıladığı kortizol ve adrenalindir.

Zihniniz çocukluk döneminde sevgiyi nasıl kodladıysa, yetişkinlikte de o tanıdık frekansı arar:

Eğer çocukken sevgi ve onay; ancak başarılı olduğunuzda, uslu durduğunuzda ya da bir ebeveynin kaprislerini çektiğinizde kırıntılar halinde verildiyse…

Eğer duygusal olarak mesafeli, soğuk ve meşgul bir ebeveynin dikkatini çekebilmek için çocukluğunuz boyunca görünmez bir savaş verdiyseniz…

Bilinçdışınız çok tehlikeli bir formül yazar: “Sevgi, peşinden koşulan ve zorla kazanılan bir şeydir. Kolayca veriliyorsa, değersizdir.”

Karşınıza net, açık ve şefkatli biri çıktığında bilinçdışınız tanıdık bir tehlike veya fethedilecek bir kale göremez; bu yüzden alarma geçmez. Alarm çalmayınca da bunu "tutku eksikliği" sanırsınız. Size gerçek tutku gibi gelen şey, aslında çocukluk odanızdaki o karşılanmamış sevgi açlığının yetişkin sahnesinde yeniden canlanmasıdır.

Ulaşılamaz Birini Seçmek Aslında Neyden Korur?

İşin en ironik ve çoğu zaman yüzleşmesi en zor olan kısmı şudur: Siz ulaşılamaz insanları seçerek aslında kendinizi gerçek bir yakınlıktan korursunuz.

Gerçek bir ilişki; savunmasız olmayı, kusurlarınızla görünmeyi, kalbinizi açmayı ve dolayısıyla gerçekten reddedilme riskini göze almayı gerektirir. Bu durum, bağlanma yarası taşıyan bir zihin için dehşet vericidir.

Oysa ulaşılamaz biriyle birlikte olduğunuzda oyunun kuralı baştan bellidir. Karşı taraf zaten duygusal olarak orada olmadığı için, sizin de gardınızı indirip gerçek benliğinizi ortaya koymanız gerekmez. Bütün enerji "onu nasıl elde ederim, ona kendimi nasıl sevdiririm" operasyonuna harcanır. Bu sayede zihniniz, gerçek bir yakınlığın getireceği o derin çıplaklıktan ve incinme ihtimalinden kaçmış olur. Kaçanı kovalamak acı vericidir ama en azından sahte bir zırh sağlar.

Gizli Fantezi: "Bu Sefer Başaracağım"

Psikanalitik açıdan ulaşılamaz bir partnere tutunmanın ardında gizli bir onarım fantezisi yatar:

“Çocukken o soğuk ebeveynimin kalbini eritemedim, sevgisini tam kazanamadım. Ama şimdi bu duygusal olarak donmuş insanı değiştirebilirsem, bana aşık olmasını sağlayabilirsem, geçmişteki o yaralı çocuk nihayet iyileşecek ve değerli olduğunu kanıtlayacak.”

Ne yazık ki bu denklem yetişkinlikte nadiren mutlu biter. Karşı taraf değişmedikçe değersizlik hissi katmerlenir ve kişi kendini yine aynı terk edilmişlik kuyusunda bulur.

Kendi Pusulanızı Yeniden Ayarlamak

Bu kısır döngüyü kırmak, "kıvılcım" ile "anksiyete" arasındaki farkı ayırt edebilmekle başlar:

1. Kaosu Tutku Sanmayı Bırakın: Bir insanın sizi belirsizlikte bırakması karizmatik bir gizem değil; duygusal bir yetersizliktir. Sinir sisteminizi tetikleyen insanları "çekici", huzur veren insanları "sıkıcı" bulan o çocukluk filtrenizi fark edin.

2. Kendi Yakınlık Korkunuzla Yüzleşin: Suçu sürekli karşı tarafın kaçınganlığına atmak yerine kendinize dürüstçe sorun: “Ben duygularını net açan birinden neden korkuyorum? Beni gerçekten tanımasına izin verirsem ne olmasından çekiniyorum?”

3. Onay Dilenciliğini Bırakın: Değeriniz, başkalarının size sunduğu ilgi kırıntılarıyla ölçülmez. Birinin sizi seçmesini beklemek yerine, o insanın sizin hayatınıza ne kattığını değerlendiren yetişkin koltuğuna geçin.

Sağlıklı ve Güvenli Bağlar İnşa Etmek

İlişkilerinizde sürekli ulaşılamaz insanların peşinde tükeniyor, aynı duygusal hayal kırıklıklarını tekrar tekrar yaşıyorsanız bu döngüyü kırmak mümkündür. Bilinçdışı aktarımları çözümlemek, ilişkisel pusulanızı huzura ve güvenli yakınlığa ayarlamak klinik süreçlerin en dönüştürücü basamaklarındandır.

Kendi bağlanma dinamiklerinizi keşfetmek, aktarım mekanizmalarını çözümlemek ve gerçekten tatmin edici bir ilişki zemini oluşturmak için profesyonel bir destek alabilirsiniz.

Bu süreci birlikte yürütmek ve seans randevusu oluşturmak isterseniz; web sitemdeki iletişim formunu doldurarak ya da "Ben Kimim" sayfasında yer alan telefon numarasından doğrudan arayarak/mesaj atarak bana ulaşabilirsiniz.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page